Menu

Bir çocuk için uzay erişilebilir mi?

Bu yazımda biraz nostalji yapmak istedim. Bugün her ne kadar bir çevre mühendisi olsam da, genç arkadaşlarım için bir rol model olması adına sizlerle hoş bir anımı paylaşmayı seçtim. Genç bir insansanız muhtemelen dersler ve sınavlar arasında bir koşuşturmaca ile geçer ömrünüz. Tüm bunlar yaşanırken kendinize ait küçük bir dünya yaşatmak istersiniz. Bu dünyanız, sizin için adeta bir kaçış kapısıdır. Kaçışı da bazen şiir yazmakta, bazen doğa yürüyüşlerinde veya bir hobi edinerek gerçekleştirirsiniz. Bu eğitim döneminiz hele ki lise sonlara doğru ise bir de üzerinize üniversite sınavlarının ağırlığı çöker ki neredeyse sosyal hayattan kendinizi resmen izole edilmiş gibi hissedersiniz.

Ben de herkes gibi bu süreçlerden geçtim. Belki de en şanslı olduğum nokta bir kaçış veya bir arayış içerisindeyken kendime edindiğim bir hobi oldu. Bazı anlar vardır hiç ummadığınız bir zamanda hayata bakış açınızı ya da ufkunuzu değiştirir.

Amateur Satellite

Resim-1. Uydu dinleme istasyonum 2009 yılı..

2009 Yılı Sonları

12 yaşındayken çevremdeki büyüklerim ve babam gibi amatör telsizci olmayı çok istemiştim. Ancak o zamanlar yaşım tutmadığı için 1 yıl beklemem gerekti ki bu süre bana gerçekten çok uzun gelmişti. O zamana kadar amatör telsizci büyüklerimin toplantılarına katıldığımda eğitim amaçlı 15 dk. kadar kısa süreli de olsa telsizleri kullanabiliyordum.

13 yaşıma bastığımda başvuru evraklarımı tamamlayıp amatör telsizcilik sınavına girdim. İlk sınavda sadece 1-2 yanlış ile de olsa yüksek bir puanla “A” sınıfı amatör telsiz lisansına hak kazandığımı öğrendiğimde benim için başka bir dünyanın kapıları açılmıştı. İki hafta boyunca belgemin gelmesini beklemek bana o sınav için beklediğim 1 yıldan daha uzun gelmişti.

Resim-2. Moxon YAGI anten donanımım ve Yaesu VX-2E, arabadan sökülen ICOM-910.

İlk Amatör Telsizim

yaesu

Resim-3. ITUpSAT-1 Tanıtım kartım ve minik devim Yaesu VX-2E’im.

Nihayet belgem geldi, sırada bir telsiz edinmek vardı. Bir ay sonra ilk telsizim Yaesu VX-2E’di ki tam benlik. O zamanlar bu küçük telsizim için “tam kız telsizi işte” diye şaka yapsalar da o benim gözümde “mini bir dev“di. Aslında dedikleri kadar küçüktü ve avucumu kapadığımda gövdesi avucumun içinde kayboluyordu ama sevimliydi işte. Aradan 11 yıl geçti ama hala aktif ve benimle birlikte, onu ilk göz ağrım olarak saklıyorum.

İlk Zamanlar

İlk zamanlar şehir içindeki amatörlerler konuşmak, dernek istasyonunda HF telsizlerle uluslararası konuşmak benim için bambaşkaydı. 13 yaşındaydım, çocuktum ama telsizdeki hitaplarda her zaman için “Serenay Hanım” dım. Hemen belirteyim; amatör telsizcilikte mesleğiniz, yaşınız, mevkiniz veya makamınız önemli değildir. Her zaman saygı ve nezaket ön plandadır.

Başka bir gün havaalanında güvenlik kontrollerini bekliyoruz. Çantalar açılacağı için kontrolde göstermek kolaylık olsun diye telsizimi iç cebime koymuştum. Kamuya açık alanlarda öyle açıkta telsiz göstermek pek etik değildi. Hemen yan tarafımda ise “sosyetik” tabir edilen bir hanım oturuyor ve o zamanlar son moda olan belli bir markanın telefonuyla göstere göstere oynuyordu. Babam kulağıma eğildi ve telsizini çıkar düğmeleri ile öylesine oyna dedi. Neden dedim? “İstersen o özenerek baktığın telefonu yarın sabah gider sana alırım, ama o kadın sabah gidip tonla para saysa da bir amatör telsiz ve lisansı alamaz” dedi. Offf! Daha bundan iyi gaza gelemezdi insan sanırım. Çıkardım telsizimi açtım. Pıt diye ışıkları yandı. Çeviriyorum düğmesini bir ses, bir daha çevir bir başka konuşma, bir daha çevir data sesi… derken kadın telefonunu bıraktı elimdeki cihaza bakmaya başladı. “Demek ki çok pahalı olan değil, ilgi çekici ve sahip olabildiğin bir şey makbulmüş” dedim.

Kontrole girdik. Güvenlik görevlisine bataryasısı ve antenini söktüğüm telsizimi gösterdim. Bana bunu taşımak için yasal bir belgem olup olmadığını sordu. Tabi ki var! Çat diye amatör lisansımı gösterdim, teşekkür etti ve çantama koyup uçağa bindim. Ne yalan söyleyeyim, en az uçak kadar pek bir havalanmıştım.

Uzay ve Uydular Mı?

Gel zaman git zaman bizimkileri bir uydu uzay muhabbeti sardı ki sormayın gitsin. Eve gel uydu, istasyona git uydu konuşulur oldu. 700 Km yukarıda bir şeyi dinlemek… takip etmek… açısal değerlerini hesaplamak. Kaçış derken, “geometri ve matematiğin tam da içine mi düşüyorum acaba?” dedim kendi kendime.

O zamanlar çevremizde tam olarak uydu izlemenin nasıl yapıldığını bilen de yok tabi. Bir akşam otururken babam dedi ki “yeni bir uydu fırlatılacak, takibi denemek ister misin?” Nasıl bir cevap verebilirdim ki? “Eee şey… yani tamam da…”

Bir hafta sonra kendimi nerede buldum dersiniz?

Elimde 1 metrelik tahta sopa, ucunda bakır borudan yapılmış bir anten ile parkın ahşap masa üzerinde. “Serenay sağa döndür, Serenay sola göndür, Serenay anten az daha yukarı…” anten takip rotoru gibi bir haftam böyle geçti, semazenlerden farkım yoktu. Hatta bir amatör telsizci (İsmail Bey) benim için hiç üşenmeyip arabasındaki telsiz donanımını söküp çıkarmış ve kullanımımıza vermişti o gün. Geometri dersleri hak getire. Bütün yatay ve dikey açısal değerleri ezbere gösterebiliyordum artık ama bir sorun vardı. Uydu sinyali dediğimiz şey hala piyasada yoktu ve ben her akşam kollarım ağrımış şekilde yatağıma gidiyordum. Ama inat da başlamıştı bu arada. O uydu duyulacaktı, o kadar!

Havalar serinleyince çalışmalar parktan evin balkonuna kaydı. Apartman hayatı malum, balkon gökyüzünün yarısını görüyordu. O zamana kadar uydu izleme konusunda epey bir şeyler öğrenmiştik. Beklediğimiz uydu fırlatıldığında ilk geçişlerde duyamamıştım. Tabi bu kadar bekleme ve emekten sonra insanın ister istemez hevesi de kırılıyor. Aldığım cevap hep “biraz daha sabret, olacak” oldu.

Serin bir akşam üstü hırkalarımızı giyip balkona çıktık. Rüzgar yüzümü ısırıyor. Hırkamın kollarını uzatıp ellerimi ısıtıyorum. Bilgisayar ekranında uydu bizim bulunduğumuz konuma saatte 7,5 km hızla yaklaşıyor. Geçiş açısı yüksek hadi hayırlısı dedim kaldırdım anteni. Bu defa herşeyi hesaplamıştık. Heyecanım doruk noktasındaydı ve derken aşağıdaki ses duyuldu.

Kontrol ettik evet bu gerçekten de ITUpSAT-1 uydusuydu. Tabi ben o an sevinçten “duyduk, duyduk işte sonunda” zıplayınca anteni unutuvermiştim. Babamın “anten diyorum, hani anten kuzum” uyarısı ile kendime geldim.

Odaya dönüp ses kaydını bir kaç defa daha dinledim. Mors değil sanki şarkı melodisi gibi geliyordu artık. Aynı gece ses kaydını uyduyu gönderen İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarına yolladık ve mışıl mışıl uyudum o gece. Uyduyu dinlemiştik işte daha ne bekleyebilirim ki?

sertifika

Resim-4. ITUpSAT-1 takip sertifikam.

Bir kaç gün sonra okuldan eve döndüğümde çalışma masamda bir zarf vardı. Zarfı açtım ve bir sertifika ve küçük bir not. İTÜ bana bir katılım sertifikası göndermişti. Notta ise; uyduyu Dünyada ilk önce bir Japon amatörün duyduğunun, sonra da benim ikinci olarak duymuş olan amatör telsizci olduğum ifadesi vardı. Ama Türkiye’de de ilk duyan olmuştum. İkinci bir sevinç dalgası daha.

Ardan bir hafta geçmişti ki masamda başka bir zarf daha buldum. Uhh! Bu 4 günlüğüne beni İTÜ Uzay ve Test Laboratuvarı’na çağıran bir davetiye. O an şu film repliği aklıma geldi. “Hey dostum, ben daha 13 yaşındayım!

İtü

Resim-5. Bu sene içinde kaybettiğimiz TAMSAT Başkanı Sayın A.Tahir DENGİZ Bey (TA2T-SK), A.Rüstem ARSLAN (TA1ALM) ve F.Nur AKI Hocam (TA2AKI)

ITUpSAT-1 o zamanlar benim yaşamımın bir parçası olmuştu. Öyle ki Erzurum’un soğuğuna bile aldırmadan amatör telsizcilere uydumu tanıtmak için kısa bir tanıtım filmi de çekmiştik. Video kalitesi için kusura bakmayın, o zamanın imkanları ile anca bu kadar olmuştu. Videoda elimde gördüğünüz artı şeklindeki dual Moxon uydu izleme antenimi rahmetli Tahir Amcam kendisi yapıp bana hediye etmiş, yine ilerleyen yıllarda kaybettiğimiz Derya Ablam (TB9YDK-SK) da bu videonun çekiminde yardımcı olmuştu. Kendilerini buradan bir kez daha yad ediyorum. Mekanları Cennet olsun.

Bu davet ile okuldan izin aldık ve babamla birlikte İstanbul yolculuğumuz başladı… Değerli gençler, makalenin tamamını okuduktan sonra göreceksiniz ki; istedikten sonra tüm hayallerinize erişebilirsiniz. Uzay sanıldığı kadar uzak değil. Ziyaret makalemin tam metnini ve resimlerime  buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Görüşmek üzere.

Beğen  4
Yazar

Çevre Mühendisi. Özel bir şirkette Proje Mühendisi. Sosyal sorumluluk projelerinden olan "Dünya'daki Mars Projesi'nin (Mars on Earth Project)" kurucularından ve Projenin Çevre, Atık Yönetim, Yenilenebilir Enerji Kaynakları sorumlusu. Amatör telsiz çağrı işareti TA2ISU. (Environmental Engineer. Founder of the Mars on Earth Project. Project Environment, Waste Management, Renewable Energy Resources and Communications Officer Turkey. Amateur radio callsign TA2ISU.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorum (1)